Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

Düşünsel yapmayalı uzun zaman olmuş: İnsan Olmak

Benim eski takipçilerim bilirler, ben eskiden çok düşünsel şeyler de paylaşırdım. İnsan karakterine yönelik olsun, ilişkiler olsun, hayata bakış açım olsun.. Bir süre sonra nedense bıraktım, belki de ikiden fazla farklı şeyi sosyal medyada sürdürmek zor gelmiştir. Şu an ana konularımız doktorluk, Almanya ve 12 haftalık sene çünkü.

Bugün düşündüğüm bir şeyi de sizle paylaşmak istedim. Gün geçtikçe hassasiyetlerimiz dünya çapında çok değiştiği için kendi yolumu bulmaya çalışırken kendime bir özellik katıp, bir özellik de çıkarttım. Çıkarttığım özellik şu: İnsanların bana soru sormasını beklememek.

Eklediğim özellik ise şu: İnsanlara soru sormamak. Bazı durumlarda kaotik olsa da bunu belirlememin sebeplerini size açıklamak istiyorum.

Hayatta edindiğim deneyimlerde başıma bazen şu geliyor: Bana göre çok sıradan bir soru karşıdakini rahatsız ediyor ve zoraki cevaplıyor.

Diğer başıma gelen ise şu: Bazen yakın çevrem de dahil olmak üzere, benim problemlerimi kendi hayat yoğunluklarından ötürü göz ardı edip bana soru sormayı unutuyorlar.

Bu iki başıma gelen olaydan sonra özellikle yeni tanıştığım insanlara hayatlarıyla alakalı soru sormamaya ve daha genel konular açmaya özen göstermeye başladım.

Başıma gelen bir hikaye şu; Akupunktur yaptıran bir kişinin kulaklarında minik yara bandı görünce aklıma akupunktur olduğu hiç gelmedi ve ‘aa bunlar ne için’ diye sormuş bulundum. Kadın sorumdan baya rahatsız oldu ve zoraki cevap verdi.

Ben de bir gün kendi hayat problemlerimle uğraşırken yakın arkadaşlarımdan biri beni hiç sormadı diye kırıldım. Onun kendi problemleriyle meşgul olduğunu görmezden geldim. O da bana kırılabilirdi aslında ama yapmadı.

Bu tarz şeyler yaşadıkça artık erişkin olmanın da getirdiği gereksiz bir yoğunlukla artık arkadaşlarıma ‘meşgul olma’ ve ‘beni unutma’ hakkı tanıyorum. Gerçekten kendimi kötü hissediyorsam ‘modum biraz düşük seni arasam olur mu?’ diyorum ve zaten red yemeyeceğim bir mesaj yazıyorum. Artık çok daha netim.

Diğer şekilde, yeni tanıştığım bir ortama girdiğimde ‘Hey selam, ben Asena’ dedikten sonra ‘neler yapıyorsun?’ şeklinde geniş çaplı bir soru sorarak insanların hayatta başaramadıkları şeylerden ötürü konforsuz hissetmemeleri için bana istediklerini söyleyebilme hakkı tanıyorum onlara. Evli misin, çocuk düşündün mü, TUS olmadı mı gibi saçma şeylerdense daha onları benle aynı ortamdayken huzursuz etmeyecek sorular seçmeye çalışıyorum.

Tabii durum sürekli böyle olmuyor, çoğu zaman pot kırarım ve hatta ‘aferin böyle aptalca bi soruyu senden başkası soramazdı zaten’ tepkisini içten içe yönelttiğim sorular sorarım. Burada da bana ‘insan olma’ hakkını tanıyorum ve kendi üstüme inanılmaz gitmiyorum.

Neyse, bu deneyimimden bahsetmek istedim. İnsanın kendini anlamaya çalışması garip bir şey. İnsan ilişkilerimiz artık giderek güvensiz ve konforsuz bir hal alıyor bence. Tabii herkesin kendi adına bir çıkarımı olsa da bu yine başkaları için rahatsız edici olabiliyor. O yüzden önemli olan kendi küçük güvenli alanını yaratabilmek.

Şimdilik düşünsel kısım bu kadar

Görüşmeks.

Yorum bırakın