Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

Herkes ilerliyor, ben yerimde sayıyorum

Eğer bu blogu yeteri kadar okuduysan, benim bana söylenen düşünce ve fikirlere karşı ‘acaba neden böyle düşünüyoruz ve bu düşünceyi nasıl evirebilirim?’ diye kendime sorduğuma oldukça sık denk gelmişsindir. Ben aslında şu insanları gözlemleyen karakterlerinin düşünce gözlemcisi versiyonuyum. Ağzımdan çıkan fikirleri, başkalarının ağzından çıkan fikirleri sorguluyorum ve neden bu böyle diye sormanın ötesine geçip o fikirler benim beynimde varken rahatsız hissediyorsam o fikrin kaynağına inmeye çalışıyorum.

Bu başlık da aslında oradan geliyor. Hayatta bir yerlere gelmek – o yerler nereyse artık (cidden sormuyorum dalga geçiyorum umarım anlaşılmıştır)- isteyen herkesin içine kapılması çok muhtemel olan bir düşünce bu. Sen yerindesin, evin yok ya da bir tane var, arabanı değiştiremedin bir türlü hatta belki de alamadın, bir baltaya sap olamadın. Başarı desen hak getire. Sonra sosyal medya denen illeti de rezalet kullandığın için offff herkes ne kadar mutlu oh my God diyerek günlerce bunun üstüne düşündün. Vah sana.

Ya ben normalde yakın arkadaşlarıma çok zorbayımdır, sana da bu zorbalığı yapmak istiyorum. Eğer benim Instagram hesabıma bakıp of ne kadar güzel başarıya adım adım ilerliyor, bense yerimde sayıyorum diye düşünüyorsan sen öncelikle tertemiz bir malsındır. Ve hayır bunun için özür dilemeyi planlamıyorum.

Nedenine gelecek olursak, sen başka bir arkadaşına davranamayacağın gibi kendine davranıyorsun. Kendini aşağılıyorsun, kendine hak gördüğün şeyler olamadı diye belki de çoktan pes ettin ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diye baktığın içn ömrünün geri kalanını da aynı bokun içinde yaşamaya karar vermişsin. Bir gün bir şeyi değiştirme gücün olduğuna, ben -ben kimsem artık- senin kendine inandığından çok daha fazla inanıyorum. Kaldı ki seni tanımıyorum, dünyanın IQ anlamında kanıtlanmış düşük seviyesine sahip biri olmalısın ki – ki bu asla kötü ya da dalga geçilebilecek bir şey değil, sadece hayat koşullarının gerçekten senin için daha zor olabileceği anlamına gelir- kendine inanmaktan vazgeçmişsin. Ama sokaktan biri, seni asla tanımayan ben, sana inanıyorum. İlginç gerçekten.

Bir diğer neden, diğer insanların hayatında kaybolmak. Bak sana bir şey anlatayım, ben insanların başarılı olmasına inanılmaz mutlu olan biri karakterim. Hani şu başarı kıskanan karakter var ya, ince dudaklı sinsi kız, onu geçiyorum. Nötr kalmayı ya da tebrik edebilmeyi de geçiyorum. Gerçekten başarılı olman hoşuma gidiyor. Düşünsene beni çok başarılı, dediğim şeyi algılayabilen, çalışkan bir karakter takip ediyor. Yani neler öğrenirim neler, yanımda aptal insan olmasındansa kesinlikle tercih edebileceğim bir tipleme benim için bu. Ancak, açıkçası hayatın pek umrumda değil. Düşmüşsün, kalkmışsın, yenilmişsin, başarmışsın, elli ülke görmüşsün, son model araba almışsın… Bana ne yani benim kendi mücadelem arasında senin Instagram hesabında dolaşıp kafamda senin hayatta hangi konumda oldugunu düşünecek vaktim yok benim. Ama kendinin geriye gittiğini düşünen insanlar, ki denk geliyorum buna ne yazık ki aptal arkadaşlarım yüzünden, ay yok şu şurayı kazanmış, ay yok şunun maaşı bu kadarmış. Dostum sen onu dışarıdan gördün. Düşünsene ışıl ışıl bir hayatı var, ancak majör depresyonda. EKT planlıyorlar o özendiğin hayata. Ya değdi mi mesela mesai harcamana?

Kıyas gerçekten çok korkunç bir şey, ben bu hissiyattan lisede falan arındım sanırım. Acilde öyle şeyler görüyorum ki önemli olan ilk şeyin sağlık, ikinci şeyin de kendi hayatını yaşayabilme arzusu olduğunu düşünüyorum. Devamında halledemeyeceğin şey yok. Bak gerçekten yok şaka yapmıyorum.

Bunu azaltman için sana bir egzersiz vereyim mi? Tıbbi hiçbir temeli yok, ben yaptım işe yaradı metodu tamamen.

Şimdi, bugün yola çıktığında gördüğün her insan için, ama bak hepsi için, dışarıdan nasıl gözüktüğünü ama içte neler yaşadığıyla alakalı düşün. Negatif düşün sorun yok. Arabası çok iyi ama belki de mental problemleri vardır, Amerika’da yaşıyor ama belki mutsuz bir ilişkisi var.. Özendiğin o şeyle, sende olmasını istemediğin o şeyi iliştir. Çok güzel bir fiziği var ama belki de hiç özgüveni olmadığı için ortamlarda çok sönük kalıyor. Bu insanları aşağılamak için değil, bunlar sende de var çünkü. Bu sadece insan olduğunu kabul etmenin bir parçası. Hepimiz robot olmaya çalışıyoruz ama gün sonunda iç organları olan, kalbi kırılabilen, ağlayan, hep umut dolu olan ya da olmak isteyen dünya üstündeki minicik noktalarız.

Bu büyüklüğün içinde ne kadar küçük olduğunuzu, bu küçük çerçeve içinde de ne kadar büyük olduğunuzu hatırlamanız gerek.

Yorum bırakın