Sanırım bizim en büyük problemimiz kararsız olmak, bugün seni daha iyi hissettirmeyi ve kararsızlığın aslında o kadar da kötü bir şey olmadığını konuşmak istiyorum.
Yirmili yaşların çok çeşitli yolu var ve öğrenci, evli, evsiz, bağımlı, bağımsız olmak gibi bir sürü yolu mevcut. Erişirken başkalarından bir şeyler gördük, bizim yolumuz daha farklı ilerledi onlara göre belki de ve bir yerlere ulaşma mücadelemiz sürüyor.
Muhtemelen hayat çizginde son bir senede bile binlerce kez yol değiştirdin. Özellikle beni Almanya süreci için takip ediyorsan onlarca kez fikir değiştirdiğine eminim. Ben de değiştirdim.
Bir süre sonra hayat bana sonuca ulaşmak gerektiğini değil de veri toplamanın güzelliğini öğretti, ya da ben kendime öğrettim. Şimdi ise hayatı edinilen yetiler şeklinde yaşıyorum, sahip olduğum şeyleri kullanmam gerekirse kullanayım diye.
Almanya yolculuğu için de en başta gitme kararı verdim, sonra geri vazgeçtim, sonra tekrar gitmek istedim. Sonra en mantıklısının gidebilme özgürlüğünün elimde olması olduğuna karar verdim. Bu her şey için bu şekilde oldu, belgelerimi o şekilde topladım, sınavlara o şekilde girdim. Aslında çalışmak bir nevi özgürleştiriyor da.
Peki kararsız olmak ve ne yapacağını bilememek kötü bir şey mi? Bence hayır, aksine, her şeyin senin için nizami şekilde çizilmiş olması ve seneler sonrasını öngörebiliyor olmak kötü bir şey. Sen şu an özgürsün, istediğin yere uçabilirsin, bir sürü yolun var. En güzeli belki de bu.
20li yaşlar çok zor ve karışık bence, yaşaması da karar vermesi de hiç kolay değil. Öyleki hayatta bir yere net ulaşacağım dediğin zaman o şekilde olamayabiliyor. Ben de bu süreçte denklik için FSP sınavını geçtikten sonra Türkiye’de bir süre ilerleme kararı aldım mesela. Yeni bir karar mı evet, kesin bir karar mı asla bilemeyiz.
Mesela, doktor olmaktan bile emin değilim. Hayır onu geçtim, branştan zaten emin değilim. Bu kararsızlıklar beni mutsuz etmiyor ama, sadece verileri toplayıp sahip olduklarıma bakacağım.
Ve bence siz de öyle yapmalısınız.
Yorum bırakın