Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

erkek olsaydım, ilişkimde nelere dikkat ederdim?

Geldik bir diğer kısma. Bence erkekler kadınlara, kadınlar erkeklere çok güzel ilişki tavsiyeleri veriyor. Çünkü dünyaya bakış açımız kendi içimizde bile farklıyken bu noktada cinsiyetlerin de kendi içinde ayrıştığını kabul etmemiz gerekiyor.

Yıllarca kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu, aynı bilgi birikimi her iki tarafa eşit sunulsa ikisinin de aynı beceriyi eşit oranda yapabileceğini savundum. Ancak artık son zamanlarda bu düşüncem değişti ve kadın ve erkeğin haklarının eşit olması gerektiğini ancak bu iki cinsiyetin birbirinden çok farklı olduğunu savunuyorum.

Farklı olduğumuz ve farkın bariz olduğu alanlardan biri de ilişkiye bakış açımız. Kadınların beyin yapılarının daha kompleks olmasından ötürü daha ince düşündükleri hep söylenmiştir. İnce düşünmek belki de erkeklerin ve kadınların büyüme ortamlarının farklı olmasından da kaynaklıdır ancak burada neden değil, sonuç inceleyeceğiz.

Kadınların ilişkiye bakış açısından bahsetmiştim. Erkeklere gelecek olursak, aynı kadınların ilişkide dürüst olmasından bahsettiğim gibi kesinlikle erkekler de başta ne istediğinin farkında olarak karşıdaki kişiye yaklaşmalı. Türkiye, cinselliğin Afrikası olarak bilinen bir ülke olarak göz önüne çıkıyor ve buradaki erkeklerin birçoğu, hala çoğu kadın cinsel açıdan aktif olmasına rağmen karşıdaki kişiyi yalanla donatma hatasına kapılıyor. Bunu durdurduğunuzda, ilişki isteyen kadınlar sadece ilişki isteyen erkeklerle eşleştikten sonra kalan kişiler hala geri kalan ilişki türlerine açık olacaklardır. Tekrar diyorum, dürüstlüğün kazanmadığı tek bir yer görmedim.

Temkinli şekilde ilişkiye yaklaştıktan sonra artık biraz davranışlarımıza çeki düzen vermenin zamanı gelmiş oluyor. Birinci maddeyle başlayalım o zaman; kendinden emin olmak. Günümüzde ‘erkek’ ve ‘adam’ ayrımını sosyal medyada da çok görüyoruz. Bu şekilde ayırmak doğru mu bilmiyorum ama ilişkide netlikten etkilenmeyecek kadının olduğunu ben sanmıyorum. Ne istediğini bilen biri ilkel açıdan bile çok seksi bir yapıya bürünüyor ve kararsız, ne istediğini bilmeyen ve kadını duygusal olarak bir oraya bir buraya çekip duran erkeklerden çok bir hayır geleceğini sanmıyorum.

Şimdi ben burada erkek ve adam olarak ayıracağım ama siz benim demek istediğimi anladınız.

Gelelim ikinci maddeye; bir adam kendine bakabilecek güçtedir. Bir erkek ise kadını kendi ihtiyaçları için kullanma arzusunda bulunur. Yani kendine yemek yapamayan, evini temiz tutamayan, bakımı eksik kişileri ben sadece hastanede görmek istiyorum. Bunları yapamamak büyük bir eksiklik. Ve dışarıdan bakınca çekici gelen insanlardan olmak istiyorsanız bu basic life skills sahip olunması gereken şeylerden.

Üçüncü madde; kadının beyin yapısını anlamak. Kadın için de geçerli olan bu maddede, her iki tarafın birbirinin bakış açısını anlaması gerektiğini belirtiyorum. Birbirinizin hassasiyetlerini öğrenmek, onu mutlu edecek noktalarda mutlu etmeyi bilmek ve gerçekten verici olmak çok önemli. Bir adam karşıdaki kişiyi anlayıp onun hassasiyetlerine göre davranmak ister. Erkek ise ‘eee o benim için ne yapıyor da ben ona bir şeyler yapayım’ der. Şimdi ‘e o benim için ne yapacak’ sorusu canlananlara güzel bir madde geliyor.

Dördüncü madde; iletişim. Karşılıklı beklentiler konuşulur. Klasik ve sığ, paramı veririm ilgimi veririm istediğimi yapar kapalı giyinir yemeğimi yapar ilişkisinin aksine gerçek bir hayat arkadaşı arıyorsanız o ağzı açacak, o iletişimi kuracaksınız. E o benim için ne yapıyor da ben ona yapayım kafasında biriyseniz ya ilişkiden uzak duracaksınız ya da bunu aşacaksınız. İlişki birbirine yeri geldiğinde organını vermektir, yeri geldiğinde beraber ağlamaktır, yeri geldiğinde altını silmektir. Sürekli olarak 20-30 yaş bandında kalmayacağız. Erkek iletişimden kaçar, kadının üzüntüsüne değer vermez ve onu yalnız hissettirir. Adam sorunu çözmek için partnerinin gönlünü alır, vermekten korkmaz. Vakit geçirmek için birilerinin kalbini kırıp, sonrasında o kişileri artık kimseye güvenmeyen ve yeteri kadar verici olmayan insanlara dönüştürmeyin.

Beşinci madde; birkaç ülkedeki ilişkilere şahit olmuş biri olarak söyleyebilirim ki Türkiye’deki insanların yarısından fazlası çok büyük bir doyumsuzluk ve seçenek çokluğu algısı içinde kaybolmuş. Biliyorsunuz ben ilk birkaç bin takipçimi, bana yürüyen evli barklı insanlar sayesinde kazanmıştım ve o zamandan beri de sadık olmak konusunda konuşuyorum. Kendinizi deseksüelizasyon konusunda geliştirmelisiniz. Topluma ‘ erkektir yapar, erkeklerin beyni böyle çalışıyor’ bakış açısı öyle bir yedirilmiş ki herkes buna inanıyor. Ben gözü eşinden başkasını görmeyen çok fazla insan tanıyorum. Demek ki böyle erkekler olabiliyorsa herkes değişebilir. Bunu normalize edip hayatını buna göre yaşayanların değişme beceriksizliğine sahip olduğunu düşünüyorum. Tıp fakültesinde çok fazla çıplak beden görmemin de getirisi olduğunu düşündüğüm bu deseksüelizasyon bence erkeklerimizin öğrenmesi gereken ilk şey. Erkek, partnerinin ilişkide kendisini nasıl hissedeceğini düşünmez. Başka birine baksam eşim özgüvensiz hissedebilir demez, önüne gelene iş atar. Hatta partnerine ‘ya şu şöyle giyiniyor onun kadar olamadın’ gibi hadsizce şeyler söyleyebilir. Adam dünyada sadece partneri varmış gibi yaşar. Sosyal medyada ‘ne kadar hanımcısın sen de’ kışkırtmalarına kulak asmaz. Sevmenin, değersizleştirmekten üstün olduğunu bilir. Partneriniz varken başka birinin kalçasına bakmak, başka bir canlıya yükselmek, flörtöz herhangi bir davranışta bulunmak aldatmaktır. Kendinizi böyle bir şeyin içinde olarak görüyorsanız, bu yazıyı kapattıktan sonra ilk işiniz kendinize ben artık değişeceğim ve sokakta gördüğüm her açık kıza bakmayacağım şeklinde bir söz verebilirsiniz. Bunun sonucunda kadınlar da artık açıklıktan ilgi toplayamayacak ve algı değişecek. Bu hareketin ne kadar önemli olduğunun bence farkında değiliz.

Geldik altıncı maddeye, mutlu bir ilişkinin sırrı tartışmada saklı bence. Güzel bir iletişimle zaten her şey çözülür ancak sonradan kalp kırıklığını silemeyeceğiniz sözler söylemeyin, sesinizi yükseltmeyin. Erkek, bağırır çağırır, istediği olmadığında sinirlenir, yeri gelirse küfür de eder. Adam ise o tartışmanın eninde sonunda biteceğini bilir, sesini yükseltmez, kırıcı sözler söylemez.

Bence en önemli madde yedinci madde; eşinizi duyun, görün, dokunun. İzlemlerim sonucu kadınların çabalarının son raddeye kadar ilerlediğini düşünüyorum. İlişkileri bitince genelde hisleri bittiği için bitiriyorlar ve bu geri dönüşümsüz olabiliyor. Dinleyin; size bir problemden bahsediyorsa bunu dinleyin çünkü 10/10 skalasında başlayan sevgisi siz onu dinlemedikçe, görmezden geldikçe azalıyor ve 0 olduğunda ayrılıyor. Ayrılınca siz düzeltebileceğinize inanıyorsunuz ama her şey için çok geç oluyor. Görün; görünmeyi herkes hak eder. Siz ne kadar gurur duyulmayı ve iltifatı seviyorsanız biz de seviyoruz. Yıllar geçmiş olsa bile eşinize onu beğendiğinizi söylemek, yeni bir ilişkiyse onu sık sık görmek istemek onu görünür hissettirecektir. Dokunun; temasın olumlu etkilerini saatlerce anlatmak istemiyorum ancak kadında oksitosin salınımını tetiklediğinden dokunmak demek kendine bağlamak demek. Erkek kadını hep duygusal olarak eksik hissettirir, kadın duyguları bitene kadar hep derdini anlatmaya devam eder. Adam ise o derdi bir defa duyar çünkü kadın anlattıktan sonra çoktan çözülmüştür. Onu görünür hissettirir.

Sekizinci maddemizi de bonus olarak veriyorum; bir erkek ilişkisi olmasına rağmen arkadaşlarıyla buluştuğunda bekar gibi takılır. Adam ise ilişkisine saygı duyar, partneri yanında olmasa bile sadıktır, yanlış bir şey yapmaz.

Yorum bırakın