Herkese selamlar, benden çok istenen ve tıp öğrencilerinin en çok merak ettiği o yazıyla karşınızdayım bugün.
Bu sene nisan ayı civarında bir süre Türkiye’de kalacağıma dair bir reels paylaşmıştım. Aslında video genel olarak Türkiye ve Almanya arasında acilde çalışırken o kadar da büyük bir fark olmadığını gösteren bir reelstı. Çünkü Foça’da doktorluk yapmak, o zamanlarda hastalardan gördüğüm muamelenin o kadar da kötü olmaması, fiyat performans açısından katlanılabilir gelmişti. Ancak şu an asla böyle düşünmüyorum.
Birincil olarak somut bir sebepten başlayalım. Türkiye’de enflasyon korkunç bir yere gidiyor. Sevdiklerinizin geleceğini kurtarmak adına mutlaka zaten başka bir ülkeden denklik almalısınız bence. Almanya ile değerlendirince doktorlar şu an asgari ücret sınırındalar. Yani ülkede geçinmek için asgari ücretin bir doktor maaşı olması lazım. Haliyle durumumuz tabii ki diğer insanlara göre daha iyi de olsa asgari sınırda yaşamak çekici değil.
İkinci sebep asgari sınırda yaşarken gerçekten tehlikeli olabilecek bir meslek de yapmak. Bakanın son açıklamalarından biri olan ‘önce hasta memnuniyeti, sonra doktor memnuniyeti’ mentalitesiyle bir yere varılamayacağını bence çok iyi biliyoruz. Bir senelik zorunlu sürecimde bile maalesef birkaç beyaz kodum oldu ve düşünün; ben kendimi buralara getirmek için üç dil bilen, kendisini geliştiren ve hayatının neredeyse yarısını her gün ders çalışan biri olarak geçirmiş biriyken gün gelecek mahkemeye gitmek zorunda kalacağım. İnsan bir ne alaka demiyor değil. Hayatımın hiçbir noktasını bu tarz insanlarla birebir iletişim kuracağımı düşünerek kurmadım. Ve bu tarz olayların benim değerli zamanımdan çaldığını düşünüyorum.
Üçüncü sebep, Türkiye’de sağlık sisteminin bitik durumda olması. Basamak sistemi, acil servisin acil hastalar için olması vs gibi durumları bizim ülkemizde unutun. Acile giriş yaptıran her hastayı muayene etmek zorundasınız ve hastalarımız o kadar sudan sebeplerle bile acil servise gelebiliyor ki gerçekten benimle bir gün çalışsanız anlarsınız. Sadece şöyle bir örnek vereyim; acilde çalışan bir doktorum ve bir defasında çok kötü bir kulak ağrım ve akıntım olmuştu. Acilde çözülemeyeceğini bildiğimden kulak burun boğazdan halletmem minimum iki haftamı aldı. Hastalarımıza böyle bir şey için kulaktan kültür alınması gerektiğini söylüyor olmama rağmen çoğu zaman antibiyotik yazmadığım için bile kavga etmek zorunda kalıyoruz. Hastalar tedavisi akıllarında bir şekilde geliyor ve kendilerinden o kadar eminler ki senin bilgi birikimin onların gözünde bir hiç oluyor. Sinek ısırığı, kan kontrolü, öylesine bir tomografi çektirmek için gelen hastalara alışsanız iyi edersiniz.
Hatta bu yeri gelir çok büyük bir bencillik sınırına ulaşır ve içeride kırmızı (yani ölme ihtimali diğer hastalara göre çok daha yüksek olan) hasta olunca dışarıdaki saçma sapan sebeplerle bekleyen hastalar siz onu beklettiniz diye kavga çıkarır.
Geçenlerde Almanya’dan gelen bir hastam burada doktorların hasta ne istiyorsa onu yaptığını, Almanya’da asla böyle bir sistemin olmadığını söyledi. Biliyorum. Bu doktorluk değil. Türkiye’de hastalar hastaneyi adeta bir alışveriş merkezi gibi kullanıyor. Ben şuradan bir serum alayım, ben kokteyl istiyorum, ben antibiyotik almaya gelmiştim. Ve bundan çok sıkıldım çünkü işimi yapmak istiyorum.
Acil servise başvuran tonlarca gereksiz hastaya konuşmak zorunda olmak beni tamamen bıktırdı diyebilirim. Randevu almaya üşendiği için acil servisi adeta bir sevk zinciri olarak kullanan hastalarımızı da unutmayalım.
Almanya’da durumlar nasıl peki? Almanya’da siz şunu yapacaksın dediğinizde hasta size kalkıp hayır ama ben onu istiyorum diyemez. Sizin mesleğinize saygı duyar, size güvenir. Tamam deyip kabul etmek zorundadır. Baktığınız hastalar gerçekten hastadır, sizi bölümünüz dışında bir şeyle meşgul etmezler. Karşılığında aldığınız maaşla 3 iPhone 15 pro Max alabilirsiniz. Türkiye’de ise alabiliyorsanız belki bir tane. İphone endeksimizi de yapmış olalım. Gerçekten değerli olduğunuzu hissedersiniz. Bir bakana, savcıya göre mesleğinizin elinizden alınma ihtimali yoktur. Doğru olan şeyi yapabilirsiniz. Çalışma ortamınız huzurludur, kaos hakim değildir.
Foça’ya yazın çok fazla yabancı hasta geliyor ve kendimi onlara açıklarken o kadar rahat hissediyordum ki çünkü dediklerimden sonra bana bir defa bile yok biz onu istemiyorum tarzı şeyler demediler. Bana Almanya günlerimi çok hatırlatmıştı.
Ben burada sağlık sisteminin ‘aman yazayım ya başım ağrımasın da’ olmasına karşıyım. Benim kişiliğim buna tamamen ters ve bu bir senede bir kişiye bile ihtiyacı olmadığı halde bir ilaç yazmadım. Öylesine rapor vermedim ve bu benim mental sağlığımı mahvetse de Almanya’ya gidene kadar bu şekilde devam edecek.
Bu sebeplerden ötürü Almanya’ya gidip işimi doğru yapmak ve bunu yaparken stres olmamak istiyorum.
Biz gerçekten bundan daha iyisini hak ediyoruz. Anne babalarımız bizi bir şeyi doğru yaptığımızda hakaret işitelim diye buralara getirmedi.
Sevgiler.
Yorum bırakın