Hayat geçiyor, aklımızda yapmak istediklerimiz var. Hep bir geç kalmışlık hissi, hep bir geride kalmışlık var. İnsanlar ilerliyor, insanlar öğreniyor. Ben neden bu noktadayım? I feel you canım, anlatıyorum.
İnsanlarla hayatını çok fazla paylaşmayı sevmeyen biri olarak, yıllar içinde birkaç küçük alıştırmayla kendimi gözlemci konumuna getirmeyi başardım. Bugün size hatırlatmak istediğim birkaç şey var.
- Hiç kimse istediği yerde değil.
Kendini başkalarıyla kıyaslamayı artık bırak. Hem yoruldun, hem de kıyasın yanlış. İnandığın şeysin sen, kıyas yapa yapa onların hepsinin senden çok daha iyi olduğunu düşünüp duruyorsun ama sana bir şey söyleyeceğim hatta biraz argo bir tabirle: Kimsenin bir b*k bildiği yok. Çıkmaz şurada başlıyor. Eğer istediği yerdeyse, hedefsiz ve vizyonsuz biridir ve ilerlemesi durmuştur yani o sebepten onu örnek almamalısın. Eğer istemediği yerde ise zaten istediği yere gelemediği için onu örnek almamalısın. Zaten birinin tüm davranışlarını örnek almak, hastane sürecimde gördüğüm yüzlerce insanın deneyimlerinden de yola çıkarak inanılmaz mantıksız bir yol. Kendin ol, kendi yolunu çiz ki o yolda başkaları olmasın.
2. Çok çalışmak değil, sık çalışmak.
Sana ne deniyor küçüklükten beri sevgili dostum, bir gün çok çalışmak değil her gün her gün dozunda çalışmak. Bak sana bir başarısızlık hikayesi anlatayım: Fransızca öğrenmeye başladığım zamanlarda çok düzensiz çalıştım, düzenli olsun diye özel ders aldım. Bitince gitmedim yine düzensiz çalıştım. Şu an ne biliyorum; Je m’appelle Asena. S’il vous plait. Çünkü her gün tekrar etmedim. Kafamı karıştırdım. Oysaki derslerini de almıştım. Hedefin varsa bir günde kendini tüketmeden, günlere yayarak çalışman gerek. Bu artık evrensel bir kural, bak tekrar ettirmeyin bana sık sık. Tamam mı bebiş?
3. Mental sağlık üzerine çalış.
Hah geldik bir diğer konuya. Arkadaşlar, size bir sır vereyim, ben bir mental sağlık masterıyım. Alçak gönüllü olamayacağım. Bu konuyla alakalı o kadar güzel gelişim gösterdim ki, stabiliteyi sağlamak ve eksik olduğum dünyevi konularda, gerekirse çocukluğuma inerek, hiçbir travmamdan korkmadan onunla tek başıma mücadele edebilir kıvama geldim. Bu süreç bol bol ağlama, sinir krizi, depresif ruh hali içerdi. Geçmişimden ve geleceğin getirilerinden korkmadım. Yani niye anlatıyorum bunu? Kendi üstünüze çalışacaksınız, o denize dalıp vurgun yiyeceksiniz ve bir süre kendinize gelemeyeceksiniz. Post-iktal dönemden sonra ise öyle güçlü kalkacaksınız ki ne narsist partnerleriniz, ne ghostingler, ne anne babanız sizin bedeninizin etrafına sardığınız o güçlü zırhı geçebilme şansı bulacak.
4. Play the game by your rules.
Hayat bir oyun, kaçıncı level’dasın bir fikrim yok. Senin de henüz yok çünkü oyun değil sanıyorsun. Levelını bul, levelı atlamak için ne gerek onu bul. 10 kg vermek mi, 20 kg almak mı, soluksuz 5 km koşmak mı, İspanyolca öğrenmek mi, artık tartışırken ağlamamak mı, tek mutlu gününün olmadığı sevgilinden ayrılmak mı, yurt dışında yaşamak mı karar ver. Kendi kurallarını koy. ‘Merve sen çok yeteneksiz birisin’ Tamam sen öyle düşünmeye devam edebilirsin. ‘Ahmet sen de kaç senedir Almanca öğreneceksin bir öğrenemedin’ Bak bakalım kim öğreniyor, sen kimsin ayrıca? Zırhını kuşan, kelimelerden arın. Birkaç kişi dışında kimseyi dinlemeyeceğine dair kendine bir söz ver. Ve yürü.
5. Tükenmişliğini, durarak önle.
Dur. Ya ne koşturuyorsunuz arkadaşlar. Durun. Size yaptığım rutinlerde fark ettiğiniz şey ne? Hepsinin arasında iki üç gün boşluk var. Çünkü sen bir yarış atı değilsin. Aralıksız koşarsan patlar ölürsün. Dinlen biraz, sakin.
6. Hayatta molalar olabilir.
Benim yaşlarımdaysan, nerede olduğunu bilmekte zorlanıyor ve gelecekte ne yapacağını bilemiyorsun biliyorum. Hayatının elinden kayıp gitmesini engellemek için girdiğin güzel bir çaba bu ama endişelenme. Birkaç senelik boşluktan kimsenin bir şey kaybetmeyeceğini, Avrupa ve İskandinavya’da 28-30 yaşında hala tıp okuyanlar olduğunu görünce fark ettim. Ve sana bir şey daha söyleyeyim. Evli, mutlu, çocuklu olup ev araba almak hedefinizi de ben olsam gözden geçirirdim…
O yüzden ne yapıyoruz, bir nefes alıyoruz. Mentali topluyoruz, hedeflerimiz için çalışıyoruz. Karar veremiyorsak da vermeden yerimizdeki konumu iyileştirmeye çalışıyoruz. Gelecek için para biriktirip yatırım yapıyoruz, bulunduğumuz meslekte gelişiyoruz, en kötü bir dil öğreniyoruz. Mutsuz eden faktörleri belirleyip farklı yollara bakıyoruz.
Sevgiler.
Yorum bırakın