Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

ipleri elinden bırak: ayağa kalkma, yat!

Mental olarak kendini kötü hissettiğin zaman, tekrar eski haline dönebilmek için yaptığın şeyler neler?

İnsanlara sordum, mental olarak düşükken tekrar nasıl toparlanıyorsunuz? Herkesten çeşitli cevaplar aldım ancak ben de dahil olmak üzere çoğu kişinin tercih ettiği o yolu açıklamak istiyorum: çıkmaya çalışmamak.

Gerçekten mutsuz hissetmekle, hayatında birkaç şey yolunda gitmeyince hissettiğin düşük mod arasında çok fazla fark var bence. Gerçekten mutsuz hissetmek dipsiz bir kuyu gibi, sana milyonlar verilse hiçbir şey yoluna girmeyecek gibi hisseder ve adeta boşlukta süzülürsün. Şunu yapsam iyi gelir diyebileceğin hiçbir şey yoktur ve zaten yapacak gücün de yoktur.

Diğeri ise daha çok ‘ya bugün bir enerjisiz uyandım ama toparlarım’ gibi bir hissiyattır ve güzel bir kahvaltıyla, sevdiğin birini görmekle bile çözülebilir.

Enerjisiz hissettiğimde beni genelde yerine getiren şey ya sevdiğim birini görmek ya da spor yapmak olur. Spor yapmayı hiç halim olmasa bile tercih ederim çünkü fizyolojik etkilerinden faydalanmayı seviyorum. İstemeden yapsam bile vücudumun fizyolojik akışta beynime giden oksijen ile bana dopamin salgılatacağını bilirim.

Diğer moduma gelince, ben de sizin çoğunuz gibi hiçbir şey yapmam. Dipsiz bir kuyu gibi hissetmek bana çoğu zaman bataklığı anımsatır. Çıkmaya çalıştıkça daha çok batarsın. Süresinden bağımsız şekilde kabul etmek gereken tek şey hiçbir şey yapmayacağındır.

Pandemi öncesi büyük bir buhran içindeydim. Bir şeyler yapıyor ama genel olarak iyi hissedemiyordum. İyi hissetmek hatta bana çok uzak bir akraba gibiydi, en son ne zaman gördüm hatırlamıyordum. Bu kötülük halinden kurtulmak için bir süre çok mücadele ettim, terapi aldım, ilaç kullandım vs. ama herhangi birinden bir fayda göremedim. Anlık yükselmeler yaşayıp yine kendi kuyuma çekiliyordum. En sonunda bir şey yaptım: bıraktım.

Kendimi olduğum şeklimle kabul ettim, ben iyi hissedemeyen biriydim ve bir gün iyi hissedeceğim kapısını da açık bırakarak o hisle barıştım. İyi hissedememe durumumu kabul edince bir süre sonra iyi hissetmeden bir şeyler yapmaya başladım. İyi hissetmeden ders çalışmak, iyi hissetmeden spora gitmek, iyi hissetmeden kitap okumak. Başlarda odaklanma sorunu yaşadım, sonra böyle biri olmanın kabulüyle dedim sanırım benim de hikayem bu. Ben de iyi hissetmeden yapıyorumdur bir şeyleri. Belki de diğerleri de iyi hissetmeden yapıyordu ama kimse kimseye bir şey çaktırmıyordu.

Sonra, ne zaman olduğunu bilmediğim bir noktada, iyi hissetmeme durumum bitmişti. Ve ben hiç fark etmedim.

Benim hayatta benimsediğim birkaç tane cümle var. Bu cümleler çok basit ve gerektiği yerde kullanmayı bildiğim cümleler bunlar. Sizlere onlardan bahsetmek istiyorum.

Let it go.

Bırakman gerektiği yerde bırakmalısın. Bazen bazı şeyleri kontrol etmeye çalışmak bize faydadan çok zarar getiriyor. Eğer uzun süredir bir şeylerin iplerini eline almaya çalışıyorsan ve alamıyorsan, belki de o ipler yerde kalmalıdır. Belki de senin o iplere hiç ihtiyacın olmamıştır.

Everything is in your brain.

Ben bunu böyle tekerleme gibi melodik bi tonla mırıldanmayı severim. Kışın soğukta denize girerken ya da anksiyete halindeyken ama o şey gerçek değilken kullanılırım. Her şey benim zihnimde bitiyorsa ve ben yeterince güçlü bir insansam, düşünce şeklimi de değiştirebilirim.

Life is a game and this is the level that I am in.

Başımdan bir şeyler geçerken, ben bu olanlardan çok rahatsızsam hep şunu derim: Bu bölüm böyle bir bölüm, bitmesine az kaldı. Hayat bir oyunsa eğer, ki bence uzun zamandır böyle, oyunda karşıma ne çıkacak her seferinde kontrol edemem ve o bölümün geçmesini beklerim. Bazen bunu ipleri elime alarak beklerim, bazen o ipleri orada bırakır kendi kuyuma çekilirim. Ama o bölüm hep geçer. Eninde sonunda geçer.

Son söz olarak diyeceğim şu ki, bir şeyi gerçekten çok istiyorsanız ve o şey uzun süredir olmuyorsa, istediğiniz şeyin üstüne düşünün ve yolunuzu değiştirin. Çünkü bazen olmasını istediğimiz şey için çabalarken, çabalamayı bıraktığımızda gerçekleştiğini görürüz.

Belki de bu sefer ipleri ele alma değil, bırakma zamanıdır.

Yorum bırakın