Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

Yeni Yıla Son Dört Ay Kala

Yeni yıla dört ay kaldı ve benim en sevdiğim zamanlar yaklaşıyor. İnanılmaz heyecanlı olmakla beraber kişisel gelişimim adına en zorlandığım ve en çok ilerlediğim yıllardan biri oldu aynı zamanda.

Erişkinliğin zorluğu, toplumsal normlara karşı sürdürülen bir hayatın verdiği o ağzı kamaştıran his, paranın fizyolojisini anlamaya çalışırken gelen tüm zorluklar, yalnız başına hareket etmeyi öğrenirken gelen omuzları olabildiğince aşağı çeken o yük… Hepiniz biliyorsunuz aslında bu hisleri. Bunlar da gelişim. Eskiden, üniversitedeyken dertlerim akşam hangi konsere gidelim, yarın ders var sabah sekizde kalkacağız iken şimdi iş var, mobbing var, gelecek kaygısı desen tavan, hastalar apayrı dert.. Ancak bu yol bana abuk subuk şeyler öğretmeye devam ediyor.

Level 26’da, 26 yaşında bir gencin tahammül sınırlarını gördük. Sahip olduğu mesleğin ona ne ifade ettiğini gördük. Paranın aslında her şey olmadığını gördük. Acilde sağlığın bir insanın hayatının merkezi olduğunu gördük. Sana bir şeyleri seni aşağılayarak öğretmeye çalışanların en aşağıda olduğunu gördük. Vicdanın çok önemli olduğunu ancak herkes için sahip olunmaması gerektiğini gördük. Huzurlu bir hayatın bize bu ülke tarafından bir türlü lütfedilmediğini gördük, üstüne onu kazanmak için çokça da çalıştık. Çoğu zaman anlaşılmadık, anlaşıldığımızı sandığımız zaman yarı yolda bırakıldık, kalktık yola devam ettik. Bazen bu yolu biriyle paylaştık, bazense bundan bana fayda gelmez deyip tek başımıza ağlaya ağlaya yürüdük. En nihayetinde, her sene ajandalarıma yazmaktan bıkmadığım şey yine gerçekleşti: Hiçbir şey yapmasan bile bir sürü şey yaptın, hiçbir şey öğrenmediğini sansan dahi bir sürü şey öğrendin. Evet ajandama tik atmayı seviyor olabilirim ama bir gerçeğin de inanılmaz farkındayım: Hayat tik atacağın maddelerden değil, o maddelere giden yollardan oluşuyor. Ve sen biliyorsun ki ulaşmaya çalıştığın bir hedefe varamamış olsan dahi o yol sana birçok şey öğretti.

Şimdi öğretilerini geçir sırtına, bu son dört ayında öğrendiklerinle ve bildiğini sandıklarınla yola çık. Bildiğini sandıklarını yol kenarına at, hafifle. Öğrendiklerinin devamını yolun kenarlarından topla, biriktir. Sene sonuna kadar atmak istediğin tikleri atmaya çalış, yolun kenarından ne toplarsan kar.

Ben bu dört ayda çok güzel şeyler hedefliyorum, ilk hedefim ise at gözlüğümü -olmadığını sandığım ama muhtemelen var olan- çıkarmak.

Görüşmek üzere.

Yorum bırakın