Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

2.5 Ayda Alınan O Denklik: Almanya Yolcusu Muyuz?

Geçen gün nöbetteyim, tabii henüz sabah, o bıkkınlık gelememiş hala. Acilde çalışanlar bilir, kafalarında biri onları meslekten soğutacak kadar konuşmadıkça acili severler. Sonuçta nöbet usulü, insanlar bağırıp çağırmaz bir de yoğun olmazsa yapılabilecek en iyi bölümlerden biridir. Ben de henüz bıkmamışken ancak önceki nöbeti de henüz unutamamışken acaba bugün nöbette neler olacak diye bekliyordum. Önceki nöbetim o kadar problematikti istifa edebilir miyim istifa etsem neler olur diye düşünüyordum. Belki acil herkes için değildir belki de çoğumuz içindir ama bazılarımız bu sistemde çürüyüp gitmek istemiyordur bilemiyorum ama o gün o acil benim için kesinlikle değildi.

Bir yandan telefonum önümde, tıbbi birtakım şeylere bakmıyordum genelde telefona bakmam, yoğunken zaten hiç görmem. Ancak aramalardan ötürü de hep gözümün önünde bulunması gerekir. Hoca arar, asistanlar arar, diğer branşlar arar vs. Tabii Almanya’daki gibi her doktorun bir hastane telefonu olması gibi bir sistem yok. Önceki günlerde arkadaşa ‘bana denklik çok kısa süre içinde gelecek, hissediyorum’ diyorum. O da sen hissedersen çıkar diyor. Emin de olamıyorum tabii o gereksiz bir pozitiflik de olabilir. Hasta geliyor sarı alan 2. deske. Hastayı alayım derken telefonda bir bildirim: ‘ 1 yeni mail’. Bana da her gün onlarca yerden mail gelir çünkü önüme gelen şeye kaydolurum. Almanca, İsveççe, Norveççe, dünya turu mailleri, kurslar, Fransızca eğitimler, yemek kursları… Hani bir sen yoksun benim mail kutumda. Neyse bi Face ID ile açayım diyorum. Bir de ne göreyim: Anerkennung maili. O anı da hiç öyle hayal etmemiştim. Aa denklik aldım der geçerim gibi geliyordu hep. Ellerim titremeye başladı. İnsanların yanında ağlamayı da hiç sevmem. Intern’e ben bi ağlayıp geliyorum dedim -sıfır şaka-. Sonra onlara haberi vermesem böyle habersizce gitsem saygısızca mı olur diye düşünüp Almanya’dan denklik aldığımı söyledim. Gerçekten herkesin de benim için sevindiğini görebildim o esnada, çok mutlu etti. Şu ana kadar insanların başarısına sevinebilen biri olduğum için birilerinin de benim için sevinebildiğini görmek daha da mutlu etti. Asistan odasına gittim, birileri vardı ağlayamadan çıktım. Koridorda giderken Sude diye bir asistan arkadaşım var onu gördüm koşarak ‘Almanya’dan denklik aldııııımmmm’ diye aynı zamanda erkek arkadaşımı arayıp ona anlattım sonra gittim Sude’ye sarıldım. Hayatımın en rahatlatıcı anlarından biriydi o çünkü acil beni son zamanlarda o kadar demotive ediyordu ki hayatımı sorgulamakla geçen günlerim sanki bir anda sonlanmış gibiydi. Haberi aldıktan sonraki zamanlarda hasta bakarken birilerinin bana bağırıp çağırmasını en az umursadığım günlerden biriydi. İçeri girmek için, sistemden sorumlu olmayan bana deli gibi bağıran kadının içeri girdikten sonra biz neden saatlerdir burdayız diye bağırması sonrası izinsiz hastaneden ayrılmasını bile üç dakika falan sorguladım.

Denklik almak üstümden birkaç yükü bir anda aldı. Bir yandan üzüldüm açıkçası, asistan ortamımın çok iyi olmasını ama ülkedeki sistemin çok kötü olmasının bir aradalığı beni çok rahatsız etti. Seçim yapamayacak kadar zor durumda hissettim. Bir yandan ben bir şeyler başarırsam belki diğer insanların da özgüvenini yerine getirebilirim bir şeylerden daha az korkarlar diye düşündüm. Erasmus zamanımı çok özlediğim aklıma geldi. Almanya’da yeni bir hayat böyle bi dağ gibi gözümde büyür gibi oldu sonra hallederim dedim. Hallederim yani. Hallederiz arkadaşlar.

Bundan sonraki süreçte beraber FSP kasıyoruz. Bol bol FSP paylaşımı görürsünüz artık. Bu süreçte size ben neler yaptım Almanya deneyimleri falan fistan bir sürü şey paylaşacağım. Tabii bana kolay gelen şeyler size zor gelebilir o yüzden beni arada bir yönlendirin.

Görüşmeks.

Yorum bırakın