Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

Almanya Günlükleri: Bunlara Şaşırmayın!

Sevgili arkadaşlar, yazmayı o kadar çok özlemişim ki şu an gerçekten bilgisayarımın başında oturmak bana çok iyi geldi. Şimdi birkaç şeyden bahsetmeye çalışırken sizi de Almanya’daki bazı gerçeklere hazırlamak istiyorum.

Uzun zaman sonra ilk defa Almanya’da doktor olarak bulundum ve iş tecrübemle birlikte daha objektif değerlendirebilme imkanı bulduğum için açıkçası çok mutluyum. Çünkü eğer hiç çalışmamışsanız Almanya sizin için bir ütopya olabilir. Bugünkü hedefim sizi o ütopyadan kurtarmak, böylece gerçeklerle geç karşılaşınca dünyanız başınıza yıkılmayacak.

Öncelikle sizi beynimin içine götürmek istiyorum. Daha önceki yazılarımı okuduysanız benim az çok diğer insanların hayatlarından ziyade kendi deneyimlerimle yola çıktığımı ve bir şeyleri genellemeyi sevmediğimi az çok anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Çünkü küçüklükten beri bize öğretilen genellemelerin çok da doğru olmadığını fark ettim ve bu genellemelerin benim huzurumu kaçırdığını düşünüyorum. Ne alaka konumuzla demeyin, yazı ilerledikçe fark edeceksiniz.

Ben uzun zamandır takipçilerle iç içeyim ve oradan aldığım sorular daha çok ‘yalnız kalır mıyız, sosyal aktivite var mı, hastaneleri oranın da çok kötüymüş doğru mu?’ gibi şeyler. Ancak bence doğru olan şey, bu tarz şeyleri kafada doğru olarak benimsememek. Çünkü herkesin deneyimi çok farklı olacağı gibi, bu tarz negatif şeyler de gereksiz anksiyete sebebi.

Sizi doğru bilinen yanlışlarla yüzleştirmek için konuya giriyorum. Eyaletten eyalete, şehirden şehire, karakterden karaktere yalnız hissetmek olayı ve sosyal aktivite olayı değişiklik gösterecektir. Benim deneyimim şu şekilde; sosyal bir kelebeğim ve bir mekana girince insanlarla tanışmak benim için problem değil. Son gittiğim barların birinin sahibiyle bayağı bir sohbet ettim ve bu benim o gün için sosyalleşme ihtiyacımı karşıladı. Ayrıca gittiğim şehirde o kadar fazla aktivite ve canlı müzik gibi şeyler vardı ki çoğu zaman eve gece yarısı giriyordum.

Bu aynı Türkiye gibi düşünülebilir. Sizce Türkiye’de herkes inanılmaz sosyal bir hayat sürüyor mu? İzmir’deki etkinliklerin ben yüzde yetmişine gidiyorsam belki de sen yüzde otuzuna gidiyorsundur. Bu bir tercih meselesi. Ya da aynı şekilde ben yirmi kişiyle yalnız hissedebilirim ancak sen bir kişiyle süper sosyal hissedebilirsin.

Bu yapılan şey, yurt dışında yeni bir hayat, ana dilin olmayan yerde bir iş, ana dilin olmayan bir dilde başkalarıyla ilişki kurmak devasa bir nöroplastisite katkısı. Senin hayata bakış açın bir şeyleri çok negatifleştirebilir ya da bir video oyununun bambaşka bir chapter’ı gibi bu bölümden zevk alabilirsin. Eğer zaten her şeyi negatifleştireceksen lütfen yurt dışına taşınmak üstüne bir düşün. Benim yurt dışına taşınmak isteme sebeplerim arasında oranın bambaşka bir deneyim olması da var çünkü.

Bir diğer şey, kafandaki ütopyadan çık çünkü oradaki doktorluğu da Türkiye’deki doktorluk gibi sevmeyebilirsin. Çünkü gerçekten oldukça büyük bir açıkları var ve nöbette yalnız olmak gibi bir problemle karşılaşınca çok büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirsin.

Benim hospitasyon deneyimimde yine karakteristik durumların da ön planda olduğunu vurgulayarak çok iyi akomodasyon kurduğumu belirtebilirim. İnsanlarla konuşmayı ve farklı kültürleri çok sevdiğim için üç gün çok tatlı şekilde geçti.

Ancak bu sende yine bambaşka şekilde sonuçlanabilir. Senle alakalı olmaz ve karşı taraftaki insanın karakterine bağlı olarak çok kötü devam edebilir.

Bu süreci en az hasarla atlatmanızın reçetesini size vermek istiyorum: İnsanların dediklerini doğru kabul etmeyin, olabilir olarak beyninizin bir köşesine atın. Olma ihtimali yüksek olanları en az hasarla atlatmak için neye ihtiyacınız var onu düşünün.

Mesela ben Almanya’ya ilk indiğim gün kendimi gereksiz yalnız hissediyorum. O gün mutlaka bir aktivite, yeni insanlarla konuşma olarak geçirirsem çok temiz atlatıyorum. Bu gerçekten kendini bilmekten geçiyor.

Bir diğer şey, negativiteler. Bakın ben her şeyi en iyi bildiğimi iddia etmiyorum ancak bir şeyi çok iyi bildiğimi düşünüyorum. O da eğer başına gelecekleri az çok tahmin edersen ve buna devasa bir deneyim olarak bakarsan, sosyal medyada gördüğün inanılmaz yalnızım reelslarından, geri dönmek istiyorum dönemiyorum yalanlarından uzak o kadar huzurlu bir deneyim elde edeceksin ki! Ben sosyal medyanın bu kısmında olmak istiyorum, hayatı bir işkence gibi yaşamayalım. Düşünsene, bir hakkın var ve o hakkı Comfort zone’undan çıkarak değerlendirme şansına sahipsin. Bunun ne kadar güzel bir şey olduğunun farkında değilsen gerçekten çok yazık. Sadece en kötüye odaklanarak hayatını nasıl daha iyi bir şeye dönüştüreceksin, lütfen bana bunu da açıkla.

Neyse bugün daha fazla zorba olmayacağım, yüksek sesle tekrar edelim;

Hayatımı ve kendime sunabildiğim bütün deneyimleri çok seviyorum ❤

Görüşürüz canım.

Yorum bırakın