Ve kendimi nasıl hazırladığım…
Evet sevgili arkadaşlarım… Geldik zurnanın ucuna. Bundan sonra temkinliden ziyade hazırlıklı olma vakti. Çünkü bizi Almanya’da birtakım şeyler bekliyor.
Ve ben de size gözlemlerimi aktarmak istiyorum.
Almanya ile alakalı birinci üstüne düşünmemiz gereken konu yalnız kalmak. Benim gözlemlerim şu yönde, sosyalleşmek isteyen biri varsa bunu dünyanın öbür ucunda bile yapabilir. Asıl amaç gittiğimiz yerde çekingen kalmamaya odaklanmak diye düşünmekteyim. Çünkü giden arkadaşlarımın yarısının inanılmaz çevreleri varken diğer yarısı da çok ama çok yalnız. Karakterlerini düşününce yalnız kalan arkadaşlarımın pek de çabalamadığını söyleyebilirim.
Almanlar çok direkt insanlar, ben kendimin de öyle olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de daha önce ayak üstü konuştuğum insanlara bir ara bir şeyler yapmak isteyip istemediğini sorabiliyorken Almanya’da neden yapmayalım? Çekingenliği bir tarafa bırakıp akomodasyon için konfor alanının dışında durmak gerek.
Bir diğer konumuz anlaşabilmek. Benim Türkiye’deki son yıllardaki deneyimime bakacak olursak ben ana dilim olan insanlarla bile çok fazla anlaşamamaya başladım. Sahip olduğun derinlik, dünyaya bakış açın vs bunlar konuştuğun dilden çok bağımsız şeyler. O yüzden bence en son endişelenmen gereken kısım.
Bir diğer konu bürokrasi. Benim denklik sürecimde size öğretmeye çalıştığım bir şey vardı. Arkadaşlar biz çok endişeliyiz. Tamam uzun sürebilir ama bir şeylere tam geç kalmadan bunu hayatının merkezi yapıp sürekli endişelenmek… Bir süre sonra bitecek zaten bu endişe.. Gerek yok gerçekten. Bürokrasinin yavaş olduğunu biliyoruz. Artık bunu değiştirmek istemek ya da sinirlenmek yerine yavaş olduğunu zaten kabul edip hayatımızın odak noktası yapmaktan çıkartalım. Benim Almanya yolumu en acısız hale getiren şey buydu.
Bir de benim bakış açımı da anlatmak istiyorum. Evet çok kötü olabilir evet çok ağlayabilirsin evet çok düşebilirsin. Ama du hast nur ein Leben und das wird eine gute Erfahrung sein. Sadece bir hayatın var ve hayatta bir şeyleri deneyimleyebilmek çok ama çok güzel.
Korkmamak lazım, korkarken yapabilmek lazım ama bir şekilde konforundan ayrılabilmek lazım.
En kötü birkaç insanla kavga eder, apar topar geri dönersin ve anlatacak birkaç hikayen olur.
Yorum bırakın