Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

mükemmel olmak zorunda olmadan ilerlemenin mükemmelliği

Eskiden cahildim, her şey kusursuz olmak zorunda zanneder; eğer öyle değilse harekete geçmezdim. Sonra akıllandım, bazı şeyleri yapmak için hazır hissetmeyi bekledim ve hazır hissedince mükemmel olacak şekilde yapmaya başladım. Şimdi ise bilgeyim, hazır olmanın bir his değil bir karar olduğunu biliyorum ve mükemmel olmam gereken tek konu bunu her gün yapmak diyebiliyorum ve sürekli olmanın mükemmel olmaktan daha iyi olduğunun farkındayım. Bu benim 27 senelik hayatımda aldığım en büyük derslerden biri.

Geçmişe bir bakınca, mükemmel olarak yaptığım hiçbir şey olmadığını fark ediyorum. Ve mükemmel olarak gözüken şeylerin mükemmel zannedilmesi sürecinde ise mükemmel olmayan tonlarca şeyin var olduğunu görebiliyorum. Ve gerçekten erişkin olduğunda ise geriye dönüp bir bakınca zaten hiçbir şeyi çok da mükemmel yapmadığımı, sadece sürekli olduğum için bazı konuların bana başarı getirdiğini görebiliyorum.

İnsanlarla iletişimde fark ettiğim en temel şey ise, hazır hissetmeyi beklemek. Ders çalışmaya hazır hissetmek, taşınmaya hazır hissetmek, ilişkiye hazır hissetmek. Oysaki ilişkilerde insanlar hazır hiçbir zaman hissetmediler, sadece istedikleri kişiye çoktan hazır oldular ve bu olayın üstüne hiç düşünmediler. Çünkü o insanı kaybetme korkusu, hazır olmalarından daha ağır bastı.

Aynı şey diğer konular için de geçerli. Almanya’da yaşamak isteğin, hazır olmandan daha ağır bastığı zaman bunun üstüne hiç düşünmeyip adeta programlanmış gibi çalışacaksın mesela. Mükemmel yaptığın tek şey sürekli olmak olacak. Ya da istediğin branşı o kadar çok isteyeceksin ki günde on saat TUS çalışmaya hiç hazır hissetme gereksinimi duymayacaksın. Bir bakmışsın zaten günde saatlerce bir masanın başındasın.

Mükemmellik değil yani özetle bizi geliştiren şey, süreklilik. Yani şu an 18 yaşında olsam ve biri bana ‘hazır hissetmek diye bir şey yok, bir şeyi yapmaya karar vermek onun için çabalamak var ve amaç bunu kusursuzca değil her gün yapmak’ dese ben muhtemelen hayatımın dersini çok erken bir zamanda almış olurdum.

Yorum bırakın