Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

İnsanların Bizden Aldıklarını Geri Alma Vakti

Blok3’ün Ezgi öğretmeniyle arasında geçen muhabbeti gördünüz mü bilmiyorum ama bence o videodan çıkartılacak çok fazla ders var.

Olay şu, bu şahsa hiçbir öğretmeni inanmıyor ama Ezgi öğretmen onun özgüvenini yerine getirecek sözlerde bulunuyor. Bu da Blok3’ün yani Hakan’ın aklında kalan bir anıya sebep oluyor ve işleri büyüyünce Ezgi öğretmene teşekkür ediyor.

İnsanlar yaşları küçükken ileride yalnız hareket edeceklerini öngöremeden dışarıdan bir sürü veri topluyor. Özgüven de bu verilerden bir tanesi. Sana özgüven aşılayan insanları seneler geçse de unutmama sebebin bu yüzden. Çünkü aslında sana özgüvenin dersini vermiş belki bir cümleyle ve sen o cümleyle bir hayat kurmuş oluyorsun.

Bu videoyu izleyince gözlerim doldu çünkü benim küçükken ilkokul öğretmenim bana çok güzel bir özgüven aşılamış. Bana her zaman sen yaparsın demiş ve ben aslında bu özgüvenle yıllar yılı büyüyüp durmuşum.

Bunun çok tersi örneklerim de mevcut hayatımda. Ve zaten bu tek bir faktörden oluşan bir kişisel gelişim basamağı değil. Yani size özgüven aşılayan biri olsa da özgüvensiz olabilir, ya da özgüveninizi kıranlar olsa da özgüveninizi sağlam tutmayı başarmış olabilirsiniz.

Aslında bu davranışların hepsi bir karakter inşaası.

Ancak benim değinmek istediğim kim bizim hayatımızı nasıl etkilemişten ziyade bundan sonrası için neler yapılabilir onu konuşmak.

Evet hayatımızda bizi birileri etkiledi, biz de birilerini etkiledik. Günümüzde her şeyin travma olduğunu düşünürsek ben bunlardan sıyrılmanın mümkün olduğunu düşünüyorum.

Artık sosyal medya bize her şeyi hastalık şeklinde sunuyor. Herkeste ADHD var, herkes travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele ediyor. Bunların çok fazla insanda olması çok olası bu arada. Çünkü ülkemizde olan felaketleri düşününce basit bir şekilde ‘ ya sen de çok abartıyorsun bak iyi düşün’ demekle geçecek şeyler değil çoğu şey. Ancak benim bahsettiğim, sahip olduğumuz her şey mi travma? Her şey mi bir hastalık ya da her şey için bir tanımız olmalı mı?

Hayır aslında. Önce şu özgüven meselesini ele alalım. Ben kaçıngan bağlanıyorum sen anksiyetik bağlanıyorsun. Hayır bu bir karakteristik özellik olabilir ve belki de sen bunu değiştirebilirsin. Ya ben insanlarla pek iletişim kuramıyorum benim sosyal fobim var. Hayır senin öncelikle hiçbir şeyin yok, bu durumdan memnun değilsen bunu da rahat olmasa da değiştirebilirsin.

Size, sizi belki m*tive eder diye, şu şekilde bir örnek vermek istiyorum. Ben karakterimin çok büyük bir kısmını kendim yarattım. Üstüne düşündüm, sorguladım ve dedim ki ben bunu istemiyorum abi. Çünkü ben buna sahip olursam bu benim hayatımı şu noktada olumsuz etkileyecek. Her karakterim olduğunu düşündüğüm davranışta bunu düşündüm. Bazen kendim olmayan şekilde davrandım. Bu bana nasıl hissettiriyor anlamak için ve gerçekten çok sorguladım.

Beni tanıyanlar bilir ben çoğu zaman kendime ‘ben şöyle biriyim’ demem. Değilim çünkü ben her şeyim. Sen de her şey olabilirsin. Sen asosyal ya da özgüveni düşük biri değilsin. Sen buna alıştın ve dışına çıkmak için bir şey yapmadın sadece.

Gelişmek çok acı veren bir şey ve lanet olası hiçbir zaman bitmiyor. İnsanlar bu sebeplerden ötürü yıllarca terapiye gidiyor zaten. Sürekli kendini sorgulamak, sınırlarını aşmak, kendi üstüne düşünmek ve verdiğin reaksiyonların farkında olmak zorundasın. Başına gelen bir olayda seni nasıl etkilediğini öngörmek, ona göre tavırlarını kontrol etmek zorundasın.

Ancak bu hiçbir zaman istemediğin bir karakterde ömrünü geçirmekten daha kötü değil.

Senin kalbini mi kırdılar, bırak kırsınlar. Hayat çok mu zor geliyor, evet zor. Ancak bu yüzden ben böyleyim ve bu halimden hiç memnun değilim ile ömür geçirmek mi yoksa bu yüzden ben böyleydim ve kendimi aştım ve artık öyle değilim ile yaşamak mı?

İnsanın kendi sınırlarını aşmak, kendine yeni yılda verebileceği en iyi hediyelerden bir tanesi. O yüzden bu yazıyı okuduktan sonra, müsait olduğun ilk anda dur ve düşün: Ben kimim?

Ben kendimde neyi seviyorum?

Kendimde neyi sevmiyorum?

Bana kim ne yaptı da ben öyle oldum ve bundan mutlu değilim?

Hayatıma baştan başlasam nasıl biri olmak isterdim?

İnsanlar beni nasıl görüyor ve ben insanların gözünde neyi değiştirmek istiyorum?

İnsanların gözünde değiştirmek istediğim şeyi gerçekten ben mi istiyorum yoksa yine topluma mı bağlandım? Bağlandıysam bağlanmamak için ne yapmam gerek? Saf ben ne isterdi ve neyi umursamak istemezdi?

Zamanında senin kalbini kırmış olabilirler, senin öğretmenlerin veya ailen senin özgüvenini yerle bir etmiş olabilir. Senin bunun için terapiye erişecek paran olmayabilir ama ben bu hayatta istek olduktan sonra değiştirilemeyecek bir karakteristik özellik olduğunu düşünmüyorum. Biz bunlarla doğmadık ki bunlarla ölelim.

Çok sevdiğim bir söz var, tanımlamak kısıtlamaktır diye. Sen hiçbir şeysin ve aynı zamanda da her şeysin. Sadece sayılardan, birkaç karakteristik özellikten ibaret değilsin.

Ne istersen o’sun.

Bir Cevap Yazın