‘Ya Asena, bak ne oluyor biliyor musun? Her şey çok güzel, bir pazar akşamı ne yapmak istediğimi düşünüyorum. Karar veriyorum, hedeflerimi belirliyorum. Sonra bir bakıyorum bu hedef üzerinden seneler geçmiş. Ben ne başlayabilmişim, ne ilerleyebilmişim. Nasıl başarıcam bunu?
‘Hocam, benim hedef koymayla alakalı değil de onu sürdürmeyle alakalı da değil de benim ondan emin olmayla alakalı problemlerim var. Hedefi koyuyorum, iki hafta yapıyorum sonra üçüncü hafta o hedeften vazgeçiyorum. Başka bir hedef koyuyorum. Sonra tekrar başa!’
‘ Sen temmuz için alışkanlık takibi yapmıştın ya, ben ona bir baktım, birkaç gün yaptım, sonra bıraktım. Sonra da zaten devam etmek istemedim. Niye oluyor acaba bu?’
Ve daha niceleri… Bu muazzam konunun muhattabı olmaktan çok memnunum çünkü hayatım başarı ve başarısızlıklarla dolu. Ve bu başarı ve başarısızlıklardan tabii ki bir şeyler çıkardım.
Şimdi size bir algoritma çıkaracağım. Bu algoritma büyük ve küçük hedefler için. Büyük bir hedefiniz var. Örneğin Almanca sınavını vermek istiyorsunuz. Küçük hedef ise temmuz alışkanlık takibinde olduğu gibi her gün erken kalkmak, ders çalışmak, kitap okumak vs vs..
Bugün hedef koyamamayı değil de hedefe ilerlerken nasıl motive kalıyoruz onu konuşacağız. Benim büyük hedeflere ulaşamamamın etkenlerini size şu şekilde sıralayayım;
- Dikkat dağıtıcı etkenlerim vardı. İlk odağım o şey değildi.
- Gelecekteki katkısını çok fazla göremedim.
- O esnadaki hayatımda yolunda olmayan ve yoluna koyulması gereken şeyler çok öncelikliydi.
- Şu anki hayatımla onu başardıktan sonraki hayatım arasındaki farkı göremedim.
Peki bir şeyi başarırkenki yolda sahip olduğum şeyler nelerdi?
- Gözümü karartmıştım, hayatımdaki ilk ve en önemli şey oydu.
- Başarmak için diğer aktivitelerimden feragat etmiştim.
- İnsanlarla iletişimi minimuma indirmiştim ve hayallerimi hiç kimseyle paylaşmamıştım.
- Onu başardıktan sonra hayatımdaki etkisini bariz görebiliyordum.
Bu ikisinin arasındaki fark gördüğünüz üzere motivasyon değil, hayatıma etkisi. Hayatıma etkisini düşününce motivasyonum artıyordu sadece. Ben motive olmak durumunu çok kabul etmeyen biriyim. Motivasyon bir neden değil bence, sonuç.
Geçenlerde bir arkadaşım çok fazla kitap okumadığını ve bu durumun hayatını olumsuz etkilediğini, ortamlarda entelektüel kabul edilmiyor gibi hissettiğini söyledi. Aslında o kişinin kitap okumak için motivasyona ihtiyacı yok. O kişinin kitap okuduktan sonra entelektüel kabul edildiğini bir kez görmeye ihtiyacı var.
Hayatımda şu zamana kadar başardığım her şey başarı bana haz verdiği için sonucunda motive hissetmemle oldu. Üniversite sınavında sonuçlarım muazzamdı ve motive olduğum için çalışmadım. Başarı beni toplumda o kadar ön plana çıkardı ki o haz bana motivasyon sağladı. Yani o haz sonucunda motive hissettim.
Yani ne diyor bu Asena Kişi? O hazzı görene kadar motivasyonsuz, sadece disiplinle sıkıcı bir şekilde çalışıp sonucunda o başarma hazzını alınca motivasyonunuz gelecek.
Bana temmuz planlarını yaptıran şey şu an iradem. Ancak en başta, bana o planları yaptıktan sonra gelen değişimin hazzı sonucu motive olup devam ettirmemdi.
Yani hayatını değiştirmeyen şeyden haz duymuyorsun, haz olmayınca motivasyon da gelmiyor. Gerçekten çalışmayı seven insanlar çalışmak çok güzel bir aktivite olduğu için değil, onun sonucunda gelen bilginin ortamda onlara kattıkları bilgelikten duydukları hazdan ötürü çalışıyorlar. Ya da en azından kendilerine duydukları hayranlıktan ötürü.
Başarı çok garip bir hissiyat, ilk başta ilkokulda minik başarıları ve övgüleri duyunca başarısızlık hissiyatı sadece içime karanlık hissiyatı veriyordu. O karanlık hissiyattan kurtulmak için çalıştıkça ortamda anılan o üstün insanlardan biri olmak hazzımı artırdı. O haz da sonrasında bana devam etme motivasyonu verdi. Küçükken hayatımın değişeceği bilgisine çok sahip değildim tabii ki. Bakış açım çok daha dardı. Sonrasında üniversite sınavı için ya kendi minik şehrim ve çevresinde kalıp tüm hayatımı orada geçirecektim ya da dünyaya açılacaktım. Hayallerimi uzayla bir tuttum diyebilirim. Tabii ki hep daha düşüğü oldu. Hiç istediğim şeyi elde edemedim. Ancak hedefleriniz ne kadar büyük olursa onun birkaç tık altı bile çoğu hedeften daha üstün oluyor.
Üniversiteye gelince çevrem gibi düşünmekten tamamen sıyrıldım, hatta bu yazıyı yazarken aklıma bir şey geldi; erişkinliğe kapılıp küçük hayaller etrafında hayatımı ASLA çevirmeyeceğim. İstediğiniz şeylerin üstüne düşünün, etrafınızdaki insanlar bu istekler etrafında diye mi bu istekler etrafınızdasınız sürekli yoksa gerçekten istiyor musunuz?
Size bir örnek vereyim, doktorluğumun birinci senesinde herkesten ‘ne zaman araba alıyorsun?’ sorusunu duyuyorum. Aslında öyle bir planım yok çünkü Türkiye’de arabalar çok pahalı ve ben araba almayı yatırım olarak görmüyorum. Sonrasında bir süre araba almak fikriyle yaşadım. Geçen haftalarda arabam olmadığı için üzülürken buldum kendimi. Tamamen toplum etkisiydi. O yüzden bu yazıda size tekrar bunu hatırlatmak istedim.
Her neyse, gelelim üniversiteye. Hedeflerim belliydi, hayatım değişsin istiyordum. Ayrıca yürüyen bir irade olarak anılmak beni çok mutlu ediyordu. Böylece küçük hedeflerle başladım işe. Düzenli spor, iyi bir beslenme, bakımlı biri. Hayranlık duyduğum insanı yazdım bildiğiniz. Çok dil bilen, erken kalkan, her işini ağlamadan sızlanmadan bitiren, akşam sosyalleşen, güzel ve bakımlı, aynı zamanda akademik başarısı da olan o kişi. Ve çok gezmiş olmalı, bencil olsun. Her istediğini yapsın. Yaptı da yani. Hayran olduğum kişi oldum. Sonra o hayranlığın üstüne ekleyerek gittim. Hayran olduğunuz kişi olmak için sizi şu an yerinizde tutan şey ne?
‘Tamam abla, yani diyorsun ki hedefi belirledikten sonra o başarı hazzını hissedene kadar disiplinli bir şekilde çalışıcaz. Ama disiplini nasıl sağlicaz?’ Çok iyi soru, disiplinin irade sonucu geliştiğini zaten biliyoruz. İrade ise bir kastır. Öyle ha diyince gelişmez. Önce bir dakika kuralıyla işin başına geçiyoruz. Her gün o işi, işin başına bir dakika geçtikten sonra on dakikaya tamamlıyoruz. Sonrasında on dakika yirmi dakika oluyor, sonrasında yarım saat. Sonrasında bir saat ve bir bakmışsınız iradeniz devasa bir kasa dönüşmüş. Siz bunu yaparken, örneğin Almanca öğrenmek için yapıyorsunuz. Ara ara gelen başarı hissiyatı, dizi izlerken duyduğunuz bir kelime. Yüzerken arkadan birinin kullandığı bir cümle, siz onu anladığınızda yavaş yavaş hazzı oluşturmaya başlayacak. Yani yıllarca beklemeyeceksiniz.
Spor yapmak için yapman gereken şey ilk başta her gün yarım saat evde spor yapmak, sonrasında gelişimi görünce gelen hazdan sonra evin yetmeyeceğini anlayıp spor salonuna geçmektir. Yani sen irade kasını güçlendirirken ara ara o haz seni yoklayacak. En sonunda motivasyon seni bulacak.
Hayatta bir şeyler başarmanın matematiğini çok seviyorum.
Zaten oldum olası sayısalı sevmişimdir.
İrade+ disiplin = süreklilik
süreklilik+ gelişim = haz
haz+ başarı = motivasyon
Hayran olduğunuz insanı olabilmek için sadece bir hayatınız var. Gerekeni yapın.
Sevgiler.
Yorum bırakın