Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

Başarılı Bir Çocuk Olarak Büyümek

Bugün sizlere, yine kendime güçlü bir mental sağlık yaratmak isterken geçtiğim bir yoldan bahsetmek istiyorum. Başarılı olarak büyüme yolunda başarısızlık hissiyle mücadele..

Tıp fakültesini kazanana kadar inanılmaz başarılı bir çocuktum ben. Sürekli olarak ilk üçe girer, öğretmenlerin gözde öğrencisi olarak ortamlarda bulunurdum. Aile bireylerim de haliyle benle bu başarı arttıkça daha da gurur duymaya başladılar ve başarı- gurur- daha iyi bir muamele görmek üçgenini giderek üst kademeye taşıyordum. Bir süre sonra bu nokta bir yere sabitlendi ve başarımla sevgi gördüğüm durumunu beynime işledim.

Üniversiteye ilk geldiğimde artık insanların beni pohpohlaması evresi tamamen sona ermişti. Resmen şöhreti sonlanmış bir oyuncu gibiydim. Başaracak bir şey kalmamış, övülmüyorum yani bir şeyler çok sıkıntılıydı benim için.

Hayatın anlamını arama sürecimde bir şeylerin yavaşça farkına varmaya başlamıştım ama. Ben başarılı olunca var oluyor, başarısızsam ya da o sırada başarılacak bir şeyler yoksa kendimi yaşıyor gibi hissetmiyordum.

Kendimin üstüne çok gittiğimi hatırlıyorum. Bir çöp gibiydim adeta çünkü ne girdiğim bir sınav var, ne başarılacak bir şey var ne de buna isteğim vardı.

Yavaşça bu mental sağlık ormanında yürürken bir ağaca rastladım: kendini koşulsuz sevmek ağacı. Diğer ağaçların aksine bu ağaç süslü püslü değildi, meyve vermiyordu. Ama kışın bile yemyeşildi. Diğer ağaçlar kışın yaprak dökerken bu ağaç o kuru kuru dalların arasında yemyeşil duruyordu. Öyle yemyeşil durma sebebi kendini o şekilde kabul etmesi ve sevmesiydi aslında. Diğerleri kışın meyve veremiyorum diyip kendini yeşil yapraklarından bile mahrum bırakırken bu ağaç hep olduğu gibiydi.

Bu metaforu o kadar kabullendim ki bir süre sonra hiçbir şey yapmamış olmak bile beni kendimden soğutmadı. Çünkü kendi varoluş amacımın ‘beşeri varlıkların beşeri mücadeleleri’ olmadığını fark ediyordum. Bazen bir deniz kenarında da iyiyim, bazen çok kilo almışken de varım, bazen ise bir sınavı birkaç kez geçememişken de ben benim.

Kendine gösterdiğin sevgi, aynı aşkta bahsettiğimiz gibi koşullu sevgi olmamalı. Nasıl ki bir partneri severken koşul sunarak seversen, o koşullar kaybolunca partneri de sevmeyi bırakıyorsan, kendini de koşullu sevmemen gerekir. Bunu öğrenmem uzun zaman alsa da, şu an en basitinden kendi uğraşlarımla bile kendimi çok var ve sevgiyi hak eden biri olarak görüyorum.

Umarım siz de böyle bir yolculuğunuz varsa o mental sağlık ormanındaki kendini koşulsuz sevmek ağacına rastlarsınız. Ormana girdiğiniz anda onu görmemeniz zaten mümkün değil. Çünkü orada hep kış var ve tek yeşil ağaç da o.

Yorum bırakın