Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

karanlığa çok bakarsan karanlık da sana bakar!

Karanlıkta yürüyorsan, seni yıldızlar izler diye bir sözü var Oscar Wilde’ın ve bu söz bugün sana ilham olacak. Ve Ghandi de eğer karanlıksa, ışık ol diye bize ilham vermeye devam eder. Karanlığın ortasındaysan senin ışıl ışıl parlaman gerek. Gel sana nasıl parlayacağını anlatayım!

Bir karanlığın ortasında önce karanlığı fark et. Yüksek tepkiler vermek senin için anlamlı değil, kendini aşma yolunda öğreneceğin ilk şey sakin kalabilmek olacak.

Karanlığı tanımla. Ne kadar uzağa gidiyor, ne kadar siyah, ben içinde ne kadar küçük kalıyorum?

Karanlığa bahset. Sen neden bu kadar karanlıksın, ışık olsam aydınlanır mısın?

Karanlığa bakmayı bırak. Belki de karanlık, sen ona bakıyorsun diye karanlık. Ya da sen ona baktıkça, tıpkı gece gözlerinin ona uyumlanması gibi giderek daha da kararacak. Sen karanlığa bakarsan, karanlık da sana bakar.

Aydınlık ara. Bir nokta dahi seni aydınlığa çıkaracak. Öyle olmadığını sanacaksın ama olacak.

Hayat bazen çok kolay, bazen ise kolaylaştırmaya uzak. Bu, bu yolun bir oyunu. Eğer bu oyunun, oyun olduğunu kabul edersen oyundan daima bir çıkış noktası da bulacaksın. O yüzden ilk hedefin, kendi hayatının karanlığında kendine ışık olmak. Sen ışık olduğunu fark ettiğinde, zaten o aydınlığı bulmuş olacaksın. Hayatında her şey karanlıksa, ışığını sen yarat.

Unutma, sen bir ışıksın. Bazen herkes için karanlıkken, kendin için ışık olman bile yetecek. Sen sadece sen için varsın, herkes seni yok saysa bile sen varsın.

Karanlıkların, başkalarına aydınlık görünebilir. Herkesin karanlığının tonu farklı zaten. Sen kendi karanlığını aydınlatmaya çalışırken başkalarının karanlığını aydınlık, aydınlığını karanlık sanma, yanılırsın.

Eğer etrafın karanlıksa, etrafa değil kendine bak. O zaman ışığı keşfedeceksin. Hatırla, bir defa görmeye başlarsan bir daha unutamazsın.

Yorum bırakın