Hayata geniş bir pencereden bakmaya çalışmayı, düşünmeyi, üretmeyi, yazmayı ve crème brûlée'yi seviyorum. Ha bir de doktorum ve Almanya'ya taşınma sürecimi konuşuyorum.

yirmilerinde bir yarışı kaybediyor gibi hissedeceksin, bir yarış olmadığını fark etmen çok önemli.

Hayatsal olaylardan benim kadar ders çıkaranı var mıdır bilmem, biri etrafımda bir şey yapıyorsa onu pür dikkat izler sonra davranışını analiz ederim. O sebeple zaten yazılarımda sürekli başkalarının hayatını ve davranışlarını görürsünüz. Sonrasında mantıksız geleni kendi hayatımdan çıkartırım.

Olayların en başına dönecek olursak, kendi davranışlarımızı objektif şekilde izleyemediğimizi fark ettim. Hem kendi davranışlarımı ve kim olduğumu algılayamıyordum, hem de başkalarının da kendilerini çok fazla tanımadığını fark edince yanlışın kendimize dönerek kendimizi düzeltmekte olduğu gibi bir sonuca vardım. O günden bu güne başkalarına bakar, analiz eder, neyi bırakmalı diye düşünür, sonra onu bırakırım.

Bu olayın bende böyle olduğunu fark etmem tabii ki uzun zaman almadı. Ancak bir şeyi fark etmem çok yeni sayılır. Bugün size onu açıklamak ve insanlarda fark ettiğim bu özelliğin sizde olup olmadığınızı size fark ettirmek istiyorum. Çünkü.. Neden olmasın?

Ben insanların davranış analizini yapan kısımdayım. En azından çoğunlukla. Bunu yaparken insanlarda garip bir özellik keşfettim. İnsanlar bir koşuşturmacadalar. Diğerleri ondan önde gibi hissediyorlarsa, gerçekten demoralize oluyorlar. Ben henüz önde gibi hissetmesinin kriterlerini anlayamadım. Çünkü dediğim gibi benim hayata bakış taktiklerim beni çok iyi hissettiriyor. Biri araba aldı diye, bilmem kaç tane evi var diye mümkünatı yok benden öndeymiş gibi hissetmem.

Etrafımdaki insanların çoğu, özellikle sosyal medyayla bir yarış içindeler. Kim daha iyi olacak, kim daha fit olacak, kim daha zengin olacak, kim daha başarılı olacak… Etrafındaki arkadaşlarıyla, sosyal medyayla görünmez bir yarış içindeler. Ve ben bunun insan bedenine ve ruhuna sağlıklı geldiğini asla düşünmüyorum.

Sosyal medyada Arda Yaman diye bir adam var. Adam bence kafadan kırık biri, o yüzden kendimi inanılmaz yakın hissediyorum. Hatta sosyal medyayı ilk açtığı zaman ona gelen eleştirilerle ciddi anlamda t***k geçerek ‘bence’ bir nevi yüklerinden kurtuldu. Geçen bir paylaşımına denk geldim, insan kendinden taşanlarla yaşamalı diyor. Sen sadece var olacaksın, zihninden ve kalbinden ne geçiyorsa dönüşecek. Belki bir işe belki bir ilişkiye.. Ve seni yüceltecek. Sen bu yüzden varsın burada. Diğer kişiden daha fit olmaya çalışmak, herkesten daha çok zengin olmak falan senin ruhun için iyi değil.

Yirmili yaşlarının sana şunu fark ettirmesini bekleyemeden ben sana bir gerçeği söylemek istiyorum. Bir yarış yok. Asla kazanamayacağın bir şeyin içindesin. Örneğin, istersen beni geçmeye çalış. Dene. Kesinlikle daima senden daha iyi olacağım. Çünkü benim yolumdan yürümeye çalışıyorsun. Ben senin yoluna geçersem sen benden daha iyi olmuş olacaksın. Çünkü biz koşmuyoruz.

Bir gün, seksen yaşına gelip, buruş buruş o bej kapri pantolonunla evinin camından dışarı baktığında pişman olmamak için kendine sorman gereken bazı sorular var. Ve bu sorulardan biri kesinlikle ‘neden diğerinin bu’su var ama benim yok’ değil. Yanlış yerdesin. Bundan önceki yazımda bahsettiğim gibi hayat tekdüze değil. İnsanların kendi içlerinde neler yaşadıklarını asla sosyal medyada üç beş fotoğraf ile anlayamazsın. Evet isterse dünyayı geziyor olabilir.

Sorgulaman gereken şey sen neredesin, senden neler isteniyor, sen bunların hangilerini yapınca mutsuz oldun, bunlar hala süregelen şeyler mi yoksa bitti mi, eğer süregeliyorsa değiştirmek ister misin, nasıl değiştirirsin, senin için ilgi çekici hayat ne demek, sende neler eksik, neden eksik, eksik olmaması için yapman gereken beş şeyi söyle.

Sadece bu üstteki paragrafla bile hayatını altı ay içinde değiştirebilirsin. İstediğin gibi yaşa. İstediğimiz gibi değil.

Eğer bunu fark etmezsen, her şey senin için çok kötü olabilir. Toplumun izinden gidip genelde neyin peşinden koştuğunu görmüyor ve bilmiyorsun. Ama bir gün otur ve kendine birkaç dakika tanı. Aslında sen ne istiyorsun?

Yorum bırakın